Anasayfa / Sağlık / ‘Uyku apnesi demek kansere yakalanmak demek…’

‘Uyku apnesi demek kansere yakalanmak demek…’


Uzmanız tarafından yapılan açıklamaya göre uyku apnesi olanların kanser riski yüksek. Çünkü uykunun kanserden korunmadaki önemli etkenlerden biri olduğu ve kanser hücrelerinin önemli bir kısmının uyku sırasında öldürüldüğü açıklandı.

haber detay h6857864854563

Türk Uyku Tıbbı Derneği Başkanı Oya İtil, “İlk kez, iki ayrı çalışmada insanlarda uyku apnesi ve kanser arasında bir bağlantı bulundu. Uyku apnesi olanlar, kanser için daha fazla risk altında” dedi.

Bu yıl “Sağlık ve Uyku” temasıyla İstanbul’da düzenlenen “7. Dünya Uyku Kongresi” kapsamında, Philips’in desteğiyle gerçekleştirilen basın toplantısında, kongre kapsamında ele alınan konular ve uyku bozuklukları ile nedenlerine ilişkin bilgiler verildi.

Toplantıya, konferans kapsamında, Türkiye’de bulunan Dünya Uyku Federasyonu Başkanı Dr. Clete Anthony Kushida, Türk Uyku Tıbbı Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fuat Özgen, Türk Uyku Tıbbı Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Aksu ve Philips Orta Doğu Avrupa, Orta Doğu, Türkiye & Rusya / Orta Asya Uyku ve Solunum Hizmetleri İşletme Müdürü Marc Krueger da katıldı.

Toplantıda paylaşılan bilgilere göre, en az 10 saniye ve üzeri süre boyunca solunumun durması, uyku apnesi olarak kabul ediliyor. Uyku apnesi erken dönemde tedavi edilmezse ileride kanser, kalp, inme, yüksek tansiyon ve felce yol açabiliyor.

Bir kişi, hayatının yaklaşık üçte birini uykuda geçiriyor. Uyku hali, beyindeki elektrik aktivitesinin değiştiği ve etrafımızı algılamadığımız, ancak geri dönüşü olan bir çeşit bilinçsizlik hali şeklinde tanımlanıyor.

Uyku bozukluğu hastalığının belirtileri arasında horlama, uykuda nefes durması, gece bol bol uyumaya rağmen gündüz çekilen yorgunluk, uykudan rahat şekilde uyanamamak ve gündüz ne kadar çok uyusa da uykusunu alamadan kalkmak bulunuyor.

– “Uyku apnesi olanlar, kanser için daha fazla risk altında”

Türk Uyku Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. İtil, basın toplantısında yaptığı konuşmada, uykuda solunum bozukluklarının, son 10 yıldır toplumda ve özellikle kadınlarda sık görülen ve ciddi sonuçlara yol açan bir hastalık olarak gündeme geldiğini belirtti. İtil, şu bilgileri verdi:
“Derneğimizin 2010 yılında yaptığı çok merkezli çalışmada, Türkiye’de 2 bin 598’i kadın, 2 bin 423’ü erkek, yaş ortalaması 40,7 olan toplam 5 bin 21 kişiye anket uygulandı. Uykuda solunum bozukluğu riski erkeklerde yüzde 11,1, kadınlarda ise yüzde 20,2 gibi daha yüksek oranda bulunmuştur. Menopoz uykuda solunum bozukluğu riskini artırır. Hafif derecede uykuda solunum bozukluğu, hormon tedavisi görmeyen postmenopozal kadınlarda yüzde 9,7, premenopozal kadınlarda ise yüzde 3,2 oranında görülür.”
Uykunun kanserden korunmadaki önemli etkenlerden biri olduğuna işaret eden İtil, kanser hücrelerinin önemli bir kısmının uyku sırasında öldürüldüğünü söyledi.

İtil, uyku apne sendromunun uyku ile ilişkili hastalıklar arasında en çok dikkat edilmesi gereken ve tedavi edilmezse vücutta birçok bozukluğa yol açabilecek hastalıklardan olduğunu belirterek, şunları anlattı:

“İlk kez, iki ayrı çalışmada insanlarda uyku apnesi ve kanser arasında bir bağlantı bulundu. Çalışmalardan biri Wisconsin Üniversitesi’nde yapıldı. Araştırmacılar, obstrüktif uyku apnesi ve kanser ölümleri arasında muhtemel bir ilişkiyi araştırmak için uzun vadeli, kapsamlı bir uyku çalışması verileri kullandı. Bin 522 erkek ve kadının, uyku ve sağlığı ile ilgili verileri 22 yıl boyunca takip edildi ve sonuçlar derlendi. Hafif uyku apnesi varlığı olan grupta kanserden ölüm riski yüzde 10 artış ile ilişkili bulunmuştur. Orta uyku apnesi olanlarda kanser ile ilişkili ölüm riskinin iki kat daha arttığı görülmüştür.
Şiddetli uyku apnesinde, kanserden ölüm yaklaşık beş kat artış ile ilişkilendirilmiştir. İspanya’daki çalışmalarda, melanom tümörünün normal ve düzenli oksijen solunumu yapan farelere göre oksijen yoksunluğu olanlarda daha çabuk büyüyüp yayıldığını bulmuşlardır.”

İtil, vücutta anlık gelişen kanser hücrelerinin önemli bir kısmının, bağışıklık sistemi hücreleri tarafından uyku sırasında öldürüldüğünü anlatarak, “İyi uyuyan kişilerin bağışıklık sistemi de daha güçlüdür. Dolayısıyla uyku kalitesi bozuk olan, yeterince uyuyamayan ya da uyku bozuklukları yaşayanlarda kanser gelişme ihtimali artar. Örneğin uyku apnesi olanlar, kanser için daha fazla risk altındadır” diye konuştu.

– “Her 5 yetişkinden birinde hafif, 15 yetişkinden birinde orta uyku apnesi sorunu var”

Dr. Clete Anthony Kushida ise uyku apnesinin ülkelere göre farklılık gösterdiğini vurgulayarak, “Hongkong’da tahmini olarak erkeklerin yüzde 4,1’i, Kore’de orta yaş erkeklerin yüzde 27’si, kadınların yüzde 16’sı uyku apnesi sorunu yaşıyor. Hindistan’da 35-65 yaşındaki erkeklerin yüzde 19,5’inde uyku apnesi sorunu var” bilgilerini paylaştı.
Kushida, 90 kadar farklı uyku bozukluğundan en yaygınlarından birinin uyku apnesi olduğunu belirterek, “Araştırma yapılan ülkelerdeki sonuçlar gösterdi ki, her 5 yetişkinden birinde hafif, 15 yetişkinden birinde orta uyku apnesi sorunu var” dedi.

– “Uykusuzluk çekenlerde depresyon riski 4 kat fazla, kadın olmak bir risk unsuru”

Prof. Dr. Fuat Özgen, uyuyamama sorununun bir çok hastalığı beraberinde getirdiğini, kadınların, erkeklere göre yaklaşık iki kat daha fazla uykusuzluk tanısı aldığına dikkati çekerek, uykusuzluk semptomlarının yaşla arttığını söyledi.
Özgen, 65 yaş üzerindeki bireylerde uykusuzluk semptomu sıklığının yüzde 50’lere ulaştığını, düşük gelir ve eğitim düzeyindeki bireylerde uykusuzluk sıklığının arttığını aktardı.

İşsizlerde, ayrı yaşayanlar, boşanmış ve dullarda da uykusuzluğun daha sık görüldüğünü anlatan Özgen, 6 saatten az, 10 saatten çok uyuyanlarda ölüm oranının yükseldiğine dikkati çekti.

Özgen, “4 saatin altındaki uyku, ölüm oranını erkeklerde 2,8, kadınlarda 1,5 kat arttırıyor. Bugün için verilen rakamlar hayatımızı etkileyecek şekilde uykusuzluk oranının yüzde 10-13 olduğunu gösteriyor ve bu ciddi bir rakam. Uykusuzluk çekenlerde depresyon riski 4 kat fazla, ve kadın olmak bir risk unsuru” diye konuştu.

– “Uyku apnesine bağlı iş kazaları erkeklerde daha sık görülüyor”

Prof. Dr. Murat Aksu da uyku apnesinin, gündüz uyanıklığını ciddi şekilde azaltan, konsantrasyonu bozan en önemli etken olduğunu belirtti. Aksu, şunları kaydetti:
“Uyku apneli kişiler, çalışma hayatında hata yapmaya eğilimli ve bu nedenle iş kazaları ile daha çok karşılaşan kişilerdir. Özellikle dikkat gerektiren ve sürekli aktif durumda olunması gereken mesleklerde çalışan kişilerde uyku apnesi daha çok iş kazalarına yol açıyor.

Ayrıca vardiyalı işlerde çalışanlarda da bu tablo daha şiddetli ve sık görülüyor. Tüm epidemiyolojik verilerde, erkeklerde uyku apnesinin daha sık görüldüğü saptanmıştır. Bu nedenle uyku apnesine bağlı iş kazaları erkeklerde daha sık görülmektedir.”
Marc Krueger, engelleyici uyku apnesi ve tedavi edilmemiş apneden kaynaklanan yol ve iş kazaları, uzun dönemde kardiyovasküler hastalıklar ve diyabet riskiyle ilgili farkındalığın Türkiye’de hala çok az olduğunu vurguladı.

Krueger, “Philips, hastalara en uygun ve rahat tedavinin uygulanması için medikal topluluklara tanı ve tedavi çözümleri geliştiriyor” dedi.

Konferans kapsamında lansmanını yaptıkları uyku tarama aracı hakkında bilgi veren Krueger, global bazda insanlar için anlamlı inovatif ürünlere yöneldiklerini, teknolojilerinin, hastaların rahatlıkla kullandığı, doktorların işlerini kolaylaştıracak çözümler içerdiğini söyledi.

Uyku ve Solunum Bozuklukları Türkiye ve Balkanlar Bölge Satış Müdürü Tarık Altıparmak da “Uyku Apnesi Tarama Cihazi” hakkında AA muhabirine bilgi verdi. Cihazı, teşhis kapasitesini artırmak ve kolaylaştırmak için çıkardıklarını anlatan Altıparmak, tarama cihazının ABD’de teşhis ürünü olarak da listeye alındığına işaret etti.
Altıparmak, şunları da anlattı:

“Cihazı hastalar kolaylıkla kendileri kullanabiliyorlar. Bu kapsamda hastaneler ve laboratuvarlarla bağlantılı çalışıyoruz. Ürünle birlikte hasta yoğunluğunun azaltılması ve bekleme süresinin kısaltılmasını amaçladık.

Laboratuvarlar şu an yaklaşık her ilde olmasına rağmen Türkiye’deki uyku apnesi hasta oranlarına bakıldığında yeterli gelmeyebiliyor. Dolayısıyla ürün, teşhisin kolaylaştırılması ve hasta yoğunluğunun azaltılması adına da önemli.” kaynak turktime


Sizde Yorum Yazabilirsiniz:



ANINDA HABER VE GELİŞMELERİ İÇİN BEĞEN TIKLAYALIM !!!

Scroll To Top